HABERLER

21 ŞUBAT ULUSLAR ARASI DİL GÜNÜ

 

Bangladeş de yerel diller ile ilgili, Yüksek Okul öğrencileri ile çıkan bir çatışma ile başlayan ANADİL problemi BM’ye taşındı. Yıllardır bu konuda ‘’evrensel değerler’’  temelinde bazı anlaşmalarda değinilen bu konuyu BM Kasım 1999’da gündeme aldı ve ilk kez 21 Şubat 2000 de uluslar arası Anadil günü olarak anılmaya-kutlanmaya başlandı. Yine 2008’de BM tarafında Dünya Anadil yılı olarak ilan edilmişti.

Anadil geçmişimizi geleceğimize bağlayan en önemli araç ve enstrümandır..

NASIL TÜRKÇE ÖĞRENDİK?

Bilindiği gibi Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan kısa bir süre sonra ‘’Vatandaş Türkçe konuş’’, ‘’Tek Ulus Tek Dil’’  sloganları ile ULUS DEVLET resmi görüşü doğrultusunda, Türkçeyi hayatın her alanında dayattı. Bu süreç ülkemizi ‘’Diller Mezarlığı’’ haline getirdi! Anadolu’ nun en eski medeniyetlerinden biri olan HATTİ-HİTİT (XATİ-XET) diline akraba ve aynı guruptan olan UBIHÇE’nin son temsilcisini bu topraklarda kaybettik. (Tevfik Esenç 1992)

Bizler köyümüzde okula giderken, öğretmenimiz okul dışında da Çekesçeyi yasaklamış,  evimizde ve dışarıda da (sokak dada) Çerkesce konuşanları kendisine İHBAR etmemiz konusunda oldukça sıkı tembihlerde bulunmuştu.. Biz çocuklar bir-birimizi Çerkesce konuşmamız halinde –hatta bir başka nedenle arkadaşımıza kızmamız durumlarında bile-kendisini Çerkesce konuştuğu şeklinde şikayet edeceğimizi söylerdik. Ancak çoğunlukla bunu kendimize yediremezdik.  Nasılsa İHBARCILIĞIN ve baskının neticesi ile anadilini konuşanlar öğretmenlere ulaştırıldığında, şiddetle cezalandırılırlardı!!.. Pedagojik olarak bu olay ve ihbarcı-ihbar edilen olarak kişiliklerimizin sağlıksız gelişmesi anlamına gelir.  Hatta daha sonraları aramızda başka problemlerin çıkmasına ve bu problemlerin derinleşmesine neden olurdu!!! Benzer süreç büyüklerimizin çalıştıkları iş yerlerinde, devlet dairelerinde, askerlikte ve resmi daire veya görüşmelerde, onların farklı kişilik göstermelerine-edinmelerine giderek çifte kişilik yaşamalarına neden oldu. Büyüklerimiz aile ve köy dışında TÜRK (!), köyümüzde evlerimizde dilleri, adetleri, kültürleri ile Çerkeslerdi (Süreç ilerledikçe Çerkes karakterleri değişime uğramıştır!! Bu aidiyet ile, kimlik ile ilgili ciddi kaymalara neden olmuştur. KÜLTÜRSÜZLEŞME  başlığı altında başlı başına bir inceleme konusu olmuştuk büyüklerimiz ve bizim kuşak. ) Bizler zorla başka bir kimliğe ve kalıba sokulmak istendik. Yüzlerce-binlerce çocuk böylesi durumlarla karşılaşmış ve bağımsızca sağlıklı bir kişilik ve eğitim edinmemiz baskı altına alınmıştır.

Bizler Türkçe öğrenmiştik. Ancak çoğumuz dilini unuttu. Bizden sonraki kuşaklar ise anadilini pek duymadı bile. Şimdi bize zorla anadilimizi unutturanlar, anadilimizin yaşamasını sağlamalıdırlar. Anadilimiz ve Kültürümüz için halkımızın POZİTİF ayrımcılık talebi yerine getirilmeli…

BM’nin Çocuk Haklarına dair sözleşmesi (20 Kasım 1989) yukarda ki nedenlerden ötürü çok anlamlıdır.  Her ne kadar‘’Evrensel Değerler’’ başlığı altında değerlendirdiğimizde geç kalmış bir çalışmaysa da, günümüzde sağlıklı toplumlar yetiştirmek için yeterince sahip çıkmadığımız uluslar arası bir belgedir. (Md. 29/c.d, Md.30)

BM’nin ve AB’nin ilgili evrensel değerlerinin tüm insanlığa şamil kılınıp yaygınlaştırılması, hatta ayrıntılandırılıp daha ilerlere taşınması görevimiz olmalıdır.

Günümüzde biz anadili kaybolma riski taşıyan toplumları ne yazık ki böylesi değerlerden çok, savaş ve ekonomik çıkarların nasıl ve ne biçimde sağlanabileceği konusunda oluşturulan ve problem üreten veya kimi –farklı dillerde dahil- farklılıkları derinleştirip çatışmalar çıkarma amaçlı kurum ve kuruluşların açık –gizli örgütleriyle yüzleşiyoruz. O tür organizelerin  teori ve tartışmalarının tarafı olmaya zorlanıyoruz. Yukarda belirtmeye çalıştığım değerleri öne çıkarmak, tartışmak ve yaygınlaştırmak toplumların ve devletlerin politikaları haline getirmek asıl amaçlarımız olmalıdır

TÜRKİYE CUMHURİYETİ:

–’’ BM’nin Çocuk Haklarına dair sözleşmeyi’’ imzalamalı ve tüm maddelerini uygulamalı…   (20 Kasım 1989)

–Yine BM’nin ‘’Ulusal veya Etnik, Dinsel ve Dilsel Azınlıklara Mensup olan kesimlerin Haklarına dair bildiriyi’’ (20 Aralık 1993) şerhlerini kaldırıp imzalamalı ve hayata geçirmeli

–‘’BM’nin Yerli Halklar Hakları Deklarasyonunun’’ tanıdığı hakları yerine getirmeli (2007

–‘’BM’nin Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar sözleşmesinin’’ (16 Aralık 1966) tüm maddelerini yerine getirmeli

–AB’nin Azınlık Dilleri ve Haklalar ile ilgili anlaşmalarına uymalı.

– TC’den Anadilimiz, Kültürümüz, Kimliğimiz ve aidiyetimiz ile ilgili POZİTİF  ayrımcılık istiyoruz…

ANA DİLİMİZ, ANA HAKKIMIZDIR….

 

Saygılarımla

ÜMİT DUMAN

YK BAŞKANI

Yoruma kapalı.

Scroll To Top