HABERLER

ANADİL GÜNÜ

Anadil konusunda günümüzde Çerkes halkı ciddi bir kararla karşı-karşıya; ya dilimizi kaybedeceğiz, ya tüm araçları kullanarak dilimizi koruyacağız ve yaşatacağız.Anadolu diller mezarlığı haline dönüşmemeli. Bu nedenle Anadoludaki  Türkçe, Kürtce, Zazaca, Lazca, Rumca, Ermenice, Arapca, Süryanice ve diğer diller hem kendilerini korumalı, hem yanındaki diğer dilleri korumak durumunda. Aynı zamanda bölgemizde, Avrupada ve dünyamızda demokrasiden yana, insanlığın değerlerinden yana, ekolojik dengeden yana ve eşitlikci herkesin, her kurumun Türkiyede Çerkes dilinin erimesine, yok olmasına karşı durmalıdır. Ancak herkesten önce Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Çerkes dillerinin, Anadoluda konuşulupda on yıllardır yasak ve baskı altında tutulan dillerin yaşatılması konusunda sorumludur. Türkiye Devleti bu dilleri ait olduğu toplumlara ve Anadolunun Kültür ve DİL zenginliğine tekrar kazandırmalıdır.

40 yaş altı çoğu Çerkes anadilini bilmemekte. 40 yaş üstündede yüzbinlerce insan ise dili ve kültürü ile asimile oldu. Asimile olmayan insanlarımız bir yandan sürecin hızla akması nedeniyle asimilasyona engel olamıyorlar; bir yandan dil kurslarını etkinleştirerek, Milli Eğitim Bakanlığının seçmeli ders programı için Çerkes dilleri için okutulacak kitapları-CD’leri ve materyalleri hazırlayarak; bu program için öğretmen yetiştirmek, müfredat hazırlamak, bu yolda teknolojiyi nasıl kullanacağımızı, ders planlaması ve eğitimi için gerekli materyalleri hazırlayacak eğitim programını büyük bir fedakarlıkla yaparak dilimizin yaşaması ve geleceği için, toplumumuzun daha fazla asimile olmaması için çalışmaktalar. Yine bir tarftan dilimizin kulaklara aşina olması ve öğrenilmesine teşvik olması düşüncesiyle karoke ve benzeri populer yöntemler ve programlarla insanlara erişmeye çalışıyorlar.

Bazı tartışmalarda oluyor dilimizin öğrenilmesi-öğretilmesi için kullanılacak alfabe konsunda. Ancak bu tür tartışmalar, ilgili çalışmaların önünü tıkamamalı ve birbirine empoze eden-zorlayan-tarzda olmamamlı düşüncesindeyim.Dil bilenlerimizin bildikleri dialektlerde konuşurken ne kadar mutlu oldukları, aidiyet ve kimlik konusunda görece rahat ve bilgi açısından avantajlı oldukları hep farkedilir… Dilini bilmiyenler ve öğrenmeye heveslenenlerde ise, özellikle kimliğini ve aidiyetini sorgulayanlar açısından ne kadar büyük bir eksiklik olduğu söylenegelir.. Asimilasyon süreci, bireyden topluma doğru çalışırken ilk öğüttüğü dildir. Dilin kimliği ve aidiyeti oluşturan temel unsurlardan oluşu buna neden teşkil eder. Demek ki DİLİMİZİN YAŞATILMASI, TOPLUMUMUZUN YAŞATILABİLMESİ İLE ÖZDEŞTİR.

Şimdilerde bir bölümümüzün kullandığı bir söylem var ”Benim aslım UBIX’TI” vbg. şeklinde, konuştuğumuz dil UBIX’çe olmadığı halde!!!  Peki ne kadar bir süre daha ”biz Ubıx’TİK” diyebileceğiz??.. Aynı duruma, yani ”Biz kabardey’DİK, biz Şapsığ’DIK, Abzex’DİK, Bjeduğ’DIK….. Abaza’İDİK, Asetin’DİK…… şekline DÜŞMEMEMİZİ İSTİYORMUYUZ ???

Saygılarımla

ÜMİT DUMAN

Yoruma kapalı.

Scroll To Top