HABERLER

KAMUOYUMUZUN DİKKATİNE

Ülkemizde son birkaç haftadır gelişen olaylar ve bu olayların toplumumuza olan yansımaları, oluşan reaksiyonlar ile özellikle sosyal medyadaki kimi açıklama, yorum ve eleştiriler bir açıklama yapmayı gerekli kılmıştır.

Suruç’ta canlı bomba eylemi, evlerinde başlarından vurularak öldürülen polisler, pusu kurularak ailesinin gözü önünde öldürülen subay, sınır ötesinden ateşle şehit edilen astsubay ve sonrasında bir cinnet sarmalına dönüşen eylemlerin tali hedefleri bir yana, asıl hedefi ülkemizde barış ikliminin yok edilmesidir, terör eylemidir, toplumu ve insanları yıldırmaya, korkutmaya ve cepheleştirmeye yöneliktir.

Hiçbir siyasi ve ideolojik mülahazaya girişmeksizin belirtmek isteriz ki, bu saldırı ve bombalama eylemlerinde hayatını kaybedenlerin hepsi bu ülkenin evladıdır. Öldürülen askerler bizim askerlerimiz, polis bizim polisimiz ve sivil vatandaş bizim vatandaşımızdır.

Suruç saldırısında hayatını kaybeden iki değerli hemşerimiz üzerinden yürütülen tartışmalar bazen insaf, izan ve insanlık sınırlarını zorlamaya başlamış, kişileri, kurumları cepheleştirmeye yüz tutmuştur. Kimi odaklar bu saldırıda kaybettiğimiz insanlarımızın karşısına bir başka hemşerimiz olan şehit astsubayımızı koymaya, acıları yarıştırmaya tevessül etmişlerdir.  Doğal olarak Suruç katliamında kaybettiğimiz insanlarımızın derneklerimizde uzun yıllar çalışmış kişiler olmaları, anavatanda öğrenci olmaları, oralarda çok sevilen, kıymet verilen çocuklarımızın olması kurumsal ilgiyi ve infiali daha yoğunlaştırmıştır. Ancak yukarıda da belirtildiği gibi, hiçbir hemşerimizin bu olaylardan en ufak zarar görmesinden memnuniyet duymayız, acıları ölçüştürmez ve yarıştırmayız. Bu durumu hem insanlıkla hem de geleneklerimizle bağdaştırmayız,  birinin acısını kutsallaştırıp bir başkasının acısına sırtımızı dönmeyiz. Her ne kadar aramızdan ayrılmış kişilere karşı asgari saygı ve nezaket toplumsal vakarımızın gereği olsa da bazı odaklarca bu durum hoyratça çiğnenmiştir. Bu hatırlatmaları yapanlara da istihza ile yaklaşılmıştır. Bizim bir atasözümüz şöyle der: Ateşe yakın olan et (önce) dağlanır. İşte bu sebepledir ki yüreğimiz Suruç’ta biraz daha fazla yanmıştır.

Şunun net olarak bilinmesini isteriz ki hiçbir siyasi ve toplumsal oluşumun biatçısı, kuyrukçusu ve şakşakçısı olmadık, bundan sonra da olmayacağız. Toplumsal barış ve kardeşliğe olan istek ve inancımızı her alanda belirtmeye, doğruya doğru, yanlışa yanlış demeye devam edeceğiz.  Bizimle aynı siyasi veya toplumsal kimliği paylaşmasa bile birisinin acısını horlayıp bir diğerinin acısını kutsamayacağız. Acılarla beslenen bir toplum olmak istemediğimizi her seferinde dile getirmeye devam edeceğiz.

Bu noktadan hareketle tüm Çerkes camiasının bilmesini isteriz ki bir müteveffaya hak ettiği asgari saygıyı gösteremeyen, dünyanın en kanlı terör örgütlerinden birisinin katlettiği insanlara, acıyı paylaşanlara galiz küfürler eden ve bunu da diaspora Çerkeslerinin iyiliği için yaptığını zanneden kişi, kurum ve kuruluşları aklıselime davet ediyoruz. Bu tavır devam ettiği sürece İKKD olarak, bahsi geçen yaklaşımlara sahip kişi, kurum ve kuruluşlarla hiçbir pratikte bir arada olmayacağımızı kamuoyumuza saygı ile bildiririz.

İSTANBUL KAFKAS KÜLTÜR DERNEĞİ

YÖNETİM KURULU

Yoruma kapalı.

Scroll To Top