HABERLER

ODAMDAKİ YAHUDİ, SÜRGÜNDEKİ ÇERKES

Hafta sonu Kafkas Araştırma Kültür ve Dayanışma Vakfı’nın (KAF-DAV) ‘21. Yüzyılda Çerkesler: Sorunlar ve Olanaklar’ başlıklı uluslararası konferansı için gittiğim Ankara’da otel odasına girdiğimde boş değildi. Vestiyerde ‘Chen Bram’ etiketli bir bavul vardı. Bram Kafkasya’daki Yahudilere dair yazılarından tanıdığım biri. İsrailli bir Yahudi. Hayfalı. Odamı biriyle paylaşacağımı bilmiyordum. Yahudi hassasiyetine binaen yanlış anlaşılır diye tek kişilik oda isteyemedim. Bu 2. kez başıma geliyor. 2002’de ‘Çeçen Kongresi’ için gittiğim Kopenhag’da gecenin bir saatinde öksürerek uyandım. Odayı sigara dumanı kaplamıştı. Masada biri bir şeyler karalıyordu. Uyandığımı görünce sigarayı söndürüp pencereyi açtı. Sabah konferansta kürsüye çıkınca arkadaşımın Çeçenya Sağlık Bakanı Dr. Ömer Hanbiyev olduğunu anladım. Kahve arasında İngiliz oyuncu Vanessa Redgrave ile ayaküstü konuşurken Hanbiyev yanıma gelip özür diledi: “Savaş sırasında kamplarda bulundum, bodrumlarda ameliyatlar yaptım, psikolojim bozuldu ve sigaraya başladım. Söz, savaş bitince sigara da bitecek.” O duman bizi dost yaptı.

İsrail’de durum hallice

Gelelim Ankara’ya. Lobiye inince KAF-DAV Başkanı Muhittin Ünal “Seni konuşacak çok şeyiniz vardır diye Bram’ın yanına verdim” deyip Yahudi antropologla tanıştırdı. Evet konuşulacak çok şey vardı, konuştuk da. Söze “Türkiye’ye gelirken herkes ‘Sakın gitme, başına bir şey gelir’ diye uyardı” diyerek başladı. “Erdoğan vurdukça sağcı güçler İsrail hükümetinin etrafında kenetleniyor” diye ekledi. Türkiye-İsrail krizi bir yana Bram’ın o anda derin sohbete daldığı akademisyen Setenay Şami ile annesi Canset Berkok, İsrail’in Kfar Kama’dan sürdüğü bir Çerkes ailesinin parçasıydı. Yazar Janset Berkok Türkiye’de de tanınan bir isim. Osmanlı’nın 1918-1920’de Kafkasya’da direnişi organize etmesi için gönderdiği General İsmail Berkok’un kızı. Kfar Kama’dan Ürdün’e sürülen Halid Şami ile evlendiğinden beri Amman’da yaşıyor. İstanbul’dan göçeli 60 yıl olmuş. Ortadoğu’nun kaderi onların da kaderi. İsrail 1948 ve 1967 savaşlarında Araplar pes ettiği halde canhıraş direnmiş olan Çerkeslere şimdi özel muamele yapıyor. Kfar Kama’da 3500, Reyhaniye’de 1000 Çerkes anadilde eğitim hakkı gibi ayrıcalıklarla yaşıyor. İsrail birkaç yıl önce Şami’nin geride bıraktığı evi de AB’den aldığı 1 milyon dolar hibe ile Çerkes müzesine çevirdi. İsrail, Araplara karşı Çerkes kartına oynuyor. Hatta 1996’da Çerkesler için başbakanlıkta müşavirlik bile oluşturuldu.
Kral’ın canı ‘haluj’ ister
Çerkesler Arap Baharı’nın pek konuşulmayan sayfası. Rejimlerle uyumlu çizgileri yüzünden Çerkeslerin pozisyonları çok kırılgan. Benden Arap isyanlarını yorumlamamı istediler, ben de onlara Çerkeslerin durumunu sordum. Fahrünnisa Zeyd’in öğrencisi olan Berkok’un anlattıklarına göre Ürdün Kralı Abdullah gösteriler patlak verince birdenbire Çerkesleri hatırlayıverdi. Çerkes Derneği’ni arayıp “Haluj (Çerkes mantısı) yemeyi özledim, yarın size misafirim” diye haber verdi. Çerkeska giyinen saray muhafızları nedeniyle kralın sırtını Çerkeslere dayadığı sanılır. Bu, sembolik bir dayanışma. Osmanlı’nın Hicaz demiryolunun güvenliği için Amman’ın 7 tepesine yerleştirdiği Çerkesler sosyal statülerini Araplara kaptıralı çok oldu. Yine de Çerkesler önemseniyor. Ürdün’ün Filistinli ‘first lady’si de müsrifliği yüzünden nüfusun çoğunluğunu oluşturan Filistinli mültecileri yatıştıran kredisini kaybetti. Haliyle kralın dayanağı belli: Aşiret liderleri, azınlıktaki Bedeviler ve Çerkesler. Libyalı Çerkeslerin isyan sırasında saflarını belirlemeleri kolay olmuştu. Kaddafi, 1975’teki darbe girişimine öncülük ettikleri için Misratalı Çerkesleri bürokrasiden silmişti. İsyana katılan Çerkesleri yeniden yanına çekebilmek için Kaddafi Ürdün’deki Çerkes thamatelerden (toplumun ileri gelenleri) arabuluculuk istemiş ama uçağı boş dönmüştü. Libya’da tercihte zorlanmayan Çerkeslerin Ürdün’de krala sırt çevirmeleri kolay değil.
Suriye’dekiler bıçak sırtı
Suriye’dekilerin durumu da çok nazik. 19. yüzyılda Ermeni, Kürt, Dürzî ve Bedevilere karşı konuşlandırılan Çerkesler, geçen yüzyılın başında Araplar isyan ettiklerinde Osmanlı’ya sadakatlerini sürdürünce Araplarla aralarında güvensizlik oluştu. Çerkeslerin önce direndikleri Fransız mandası sırasında güvenliği üstlenmeleri de bu güvensizliği artırdı. Ancak Çerkesler 1947-1948’de Filistin’de, daha sonra 1967’de Golan Tepeleri’nde Yahudilere karşı kahramanlıklar yapınca güven tazeledi. Baas rejimi Nusayrileşirken yaşanan tasfiyeden nasiplerini alsalar da Çerkesler hala bürokraside etkinler. Beşşar Esad’a isyan başladığında bir grup Çerkes’in Gürcistan’dan sığınma istediği ve Araplardan ‘İsyana katılın’ diye baskı geldiğine dair iddialar ortaya atılsa da genel kanı Çerkeslerin tehlikede olmadığı yönünde. Kısacası rejimler değişirken Çerkesler de Osmanlı’nın yıkılışında olduğu gibi zor bir dönemeçten geçiyor.
Fehim Taştekin / RADİKAL

Yoruma kapalı.

Scroll To Top