HABERLER

Reşit Bey

Çerkes Ethem Bey’in büyük kardeşi olup, 1877’de Bandırma’ya bağlı Emreköy’de Pşav Ali Bey’in oğlu olarak dünyaya geldi.

Çerkeslerin Şapsığ boyundandır. Harb Okulu’nu bitirdikten sonra İttihat ve Terakki Partisi’nin militan kadrosu içinde yer aldı. 1908’de hastalanınca binbaşı rütbesinde iken istifaen askerlik mesleğinden ayrıldı. Birçok Çerkesin de katıldığı 1911 Trablusgarp Savaşı’na gönüllü olarak katıldı. Daha sonra da Eşref Sencer Kuşcubaşı ve Ethem ile birlikte Batı Trakya İslam Cumhuriyeti’nin kurulmasında önemli rol oynadı.

Yunanlıların İzmir’i işgallerinden hemen sonra Albay Bekir Sami Bey’in ve Rauf Bey’in köyüne kadar gidip babaları Ali Bey’den izin almak suretiyle Batı Cephesi’nin teşkili için Ethem Bey ve Tevfik Bey ile birlikte Milli Mücadele’ye katıldı.
Osmanlı Mebusan Meclisi’nin son toplantısında da Ankara’da toplanan I. Meclis’te de Saruhan (Manisa) Mebusu olarak görev aldı. Yeşilordu Cemiyeti’nin kurucuları arasında yer aldı. Mustafa Kemal Paşa ile okuldan arkadaştılar. Ethem Bey’in komutanı olduğu Kuvay-i Seyyare’nin, gerek Yunanlılara karşı gerekse Anadolu İsyanlarının bastırılması sırasında elde ettiği başarılar karşısında Mustafa Kemal aleyhtarı ve solcu milletvekillerinin tahrik ve kışkırtmaları sonucunda yanlış adımlar atarak Ethem Bey’in de hatalar yapmasına sebep olmuştur. “Küçük kardeşin sayesinde bunca başarı elde eden Mustafa Kemal Paşa sana neden Milli Savunma Bakanlığı’nı vermiyor,” gibi ve maksatlı tahriklere kanarak yanlış adımlar atarken hemşehrisi Yusuf İzzet Paşa’nın oldukça gerçekçi olan nasihatına kendisi uymadığı gibi, Ethem Bey’in de uymasına engel olmuştur.
Reşit Bey’in hatalı adımlarını “Candan Can Koparmak” adlı tiyatro eserinde çok açık olarak görmek mümkündür. Keza, sürgün dönüşünde köyde kendisini ziyarete gelenlere ve akrabalarına anlattıkları da aynı doğrultudaki pişmanlık ifadeleridir.
Düzenli ordunun kuruluşu sırasındaki yanliş kararları ve adımları sonucunda Yunanlılar ile bir protokol imzalamak süretiyle Yunan tarafına geçtiği için milletvekilliğine son verilmiş ve vatan haini ilan edilmiştir. Ekim 1921’de İzmir’de yapılan “Şark-ı Karib Çerkesleri Temin-i Hukuk Cemiyeti” kongresine Manisa delegesi olarak katılmıştır. Bütün bunlar dikkate alınarak Lozan Antlaşması sonrasında hazırlanan 150’likler listesine konulmuş ve 1938’e kadar Ürdün’de kalmış ve afla birlikte köyüne dönmüş, 1951’de de Bandırma’da vefat etmiştir.

Yoruma kapalı.

Scroll To Top