HABERLER

YAŞAM AĞACI

Sürgün ve Soykırım Anıtı’nı Kartal-Dragos’ da şimdiki yerine dikmek için oldukça karmaşık süreçlerden geçtik. Yardımcı olan insanlarla birlikte, engellemek veya kendi düşüncelerini dayatmak isteyenler de oldu.
Nalchik Parkının, Şogentsuk caddesi tarafında bronz olarak dikilen (2004) Yaşam Ağacı Anıtı-bizler için Sürgün ve Soykırıma karşı inadına yaşamamızı; kimliğimizi, kültürümüzü, tarihimizi yaşatmamızı ifade ediyor. Dragos’daki de Nalchik deki gibi Halkımıza yapılan Soykırım ve Sürgünü temsil etmektedir.

2012 yılında Kartal Belediyesi’ nin açtığı bir yarışmada Nalchik’ deki heykeli de yapan heykeltraş kardeşimiz Arsen Guşapşa tarafından yapılan ve dereceye giren Yaşam Ağacı; Kartal Belediyesi tarafından derneğimize-toplumumuza hediye edildi.
Zamanın Kadıköy Belediye Başkanı Sayın Selami Öztürk ile bir görüşmemizde bir anıt-heykel, müze-anıt için yer edinme sözü almıştık. O konu aynı sanatçının, aynı amaçlı fakat farklı bir çalışması içindi. Ancak proje oldukça maliyetli olduğundan Başkanın bizden istediği yer tespiti çalışmalarını yapmamıştık. 2013’de 21 Mayıs öncesi, ilgili çalışmalarımızda, Kartal Belediyesi konuyu sahiplendi ve son anda şimdiki yerine koymayı kararlaştırdık. Elbette her şey istediğimiz gibi olmadı. Ancak toplumumuzun ‘’Yaşam Ağacımıza’’ ve SOYKIRIM ve SÜRGÜN anıtımıza sahip çıkması gerekmektedir.

YAŞAM AĞACI:

Google’a girdiğinizde Vikipedia’da farklı toplumların kültürlerinde, hikayelerinde ‘’yaşam ağacı’’, ‘’hayat ağacı’’ hakkında bilgilere ulaşabilirsiniz. Türklerin Şamanizm ilişkili Ural-Altay kültürlerinde farklı yaşam ağaçları, Sibirya, Moğol, Endonezya mitolojilerinde farklı tanımlar, halen Çuveşya Cumhuriyetinin sancağında stilize edilmiş yaşam ağacı vardır. Yine Hint geleneklerinde de yaşam ağacı önemli yer tutar. Yine Vikipedia’da ‘’diğer gelenekler’’ başlığı altında; Kafkas gelenekleri dahil, 14 adet topluluğun geleneklerinde yaşam ağacı, ilgili toplum için anlamı, sembolize edilişi vb. bilgiler vardır… Aynı kaynakta ‘’yaşam ağacı sembolizminin ezoterizmdeki açıklaması’’da var!
(tn.wikipedia.org/wiki/Yaşam_ağacı).

Gelelim BİZİM YAŞAM AĞACIMIZA:

Ulusun-toplumun yaşam ağacının özü, ulusun-toplumun hayatından koparılamaz. Ağaçtan çıkan yedi çift dal-kol olarak yukarıya çıkar. Çerkesler’de onun anlamı, ‘’Temelimiz-ana kaynağımız yedi kapıyla anılır’’ der. Onun gibi ev-aile kurmak istediğinde, evleneceği kişinin, kan bağının 7 göbek uzak olması talebini anlatır (7 kapıdan az olmaması). Ana gövdenin her iki tarafından iki kol halinde çıkan dal, topraktan doğup-toprağa dönmesi dedikleri gibi bu dalların-köklerin altısı, ağacın gövdesinden çıkıp-tekrar ağaca giriyor. Ağacın en tepesindeki en küçük budaklar-kollar, çözülecekmişçesine, tekrar fide verecekmişçesine kendini güneşe doğru uzatıyor gibi, göğe uzanıyor; Ulusun-toplumun ana damarının kurumadığını, Çerkeslerin yaşamının-yaşam ağacının bu gün de boy verdiğinin örneği-tanığı gibi. Öte yandan yaşam ağacının üstünde beş göbek bağı çukuru var, biliyoruz ki göbek bağı çukuru bedenin sağlığının göstergesidir, bu düşünceye göre göbek bağı yoksa, sağlıksızsa, beden de sağlıksızdır. Beş göbek bağı çukuru gelecekte de ulusun-toplumun sağlıklı nesiller doğuracağının göstergesi olarak yaşam ağacına işlenmiştir…

SAYIN HEMŞERİLERİMİZ ve SEVGİLİ GENÇLERİMİZ

Dünyanın bir çok yerinde evlenen çiftler, düğün veya nikah töreni öncesi –bazen sonrası-, bulundukları ülke-şehir veya beldelerde bazı yerleri ziyaret etmektedir. Örneğin, Kabardey-Balkar’ da Nalchik kentinde evlenen çiftler mutlaka gurup olup Abkhazia meydanını ziyaret eder ve orada küçük bir parti verilip (arabaların içinde kaput üstünde), meydanda ateşli bir düğün yapılır. Moskova’da çiftler Lenin mozolesini, Paris’ de Eyfel kulesini, Londra da Saat kulesini, bir çok farklı yerde özelliği olan bir yeri ziyaret ederler; BİZLER DE İSTANBUL’ DA SOYKIRIM ve SÜRGÜN ANITI’ NA SAHİP ÇIKMAK ADINA, UNUTMAYIP-UNUTTURMAMAK İÇİN BÖYLESİ BİR ZİYARET GELENEĞİNİ BAŞLATMALI ve YERLEŞTİRMELİYİZ düşüncesindeyim. Bunu kalıcılaştırmak; hem tarihimizi hatırlamak-bilmeyenler için öğrenmek- ve gelecek nesillerimize aktarmak adına, hem dosta-düşmana halkımızın başına gelenleri öğretmek, hem de Sürgün ve Soykırım Anıtımızı korumayı sürekli kılmak için yararlı olur düşüncesindeyim.
‘’Yamçı Gurubundan’’ bazı arkadaşlar her ayın belli bir gününde orada buluşmayı başlatmışlardı. Sanırım yaz dönemi sonu tekrarlarlar. Yine bazı hemşerilerimiz çeşitli vesileler yaratarak 21 Mayıs dışında da ziyaretlerde bulunuyorlar…
Yukarıda anlatmaya çalıştığım giderek farklı nedenlerle, farklı günlerde toplu ziyaretlerde bulunmalıyız düşüncesindeyim. Ve ziyaretleri sosyal paylaşım sitelerinde ve diğer sitelerimizde herkese, dünyaya haber olarak vermeliyiz düşüncesindeyim… Bilindiği gibi anlamı ve değeri tartışılmayan böylesi bir sembole öncelikle sahip çıkmak bizlere düşer…

HAYDİ GENÇLER…

HAYDİ NİŞANLILAR….

HAYDİ EVLENEN GENÇLER……

HAYDİN DRAGOSA YAŞAM AĞACINI ZİYARETE …..

SÜRGÜNÜ-SOYKIRIMI UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ…

 

ÜMİT DUMAN

 

Yoruma kapalı.

Scroll To Top